|
|
 |
Okunma |
|
82
|
Hadis-i şerifte, Esmâ-i hüsnâyı manası ile birlikte ezberleyenin cennete gideceği bildirilmiştir. Esmâ-i hüsnâ, alfabetik olarak şunlardır: Adl: Mutlak adil, yerli yerinde yapan. Afüv: Affı çok olan, günahları yok eden. Âhir: Ebedî, varlığının sonu olmayan. Alî: Yüceler yücesi. Alîm: Gizli açık, geçmiş gelecek, her şeyi, ezelî ve ebedî ilmi ile iyi bilen. Allah: Her ismin vasfını ihtiva eden zâtının adı. Azîm: Büyüklükte benzeri olmayan. Azîz: Mutlak gâlip, karşı gelinemeyen. Bâis: Peygamber gönderen, mahşerde ölüleri dirilten. Bâkî: Varlığı ebedî olan. Bârî: Her şeyi kusursuz yaratan. Bâsıt: Rızıkları genişleten, ruh veren. Basîr: Gizli açık, her şeyi çok iyi gören. Bâtın: Aklın tasavvurundan örtülü olan. Bedî: Misâlsiz, örneksiz yaratan. Ber: İyilik ve ihsanı bol. Câmi’: İki zıddı bir arada bulunduran. Cebbâr: Dilediğini yapan ve yaptıran. Celîl: Celâl ve azamet sahibi olan. Dâr: Elem, zarar verenleri yaratan. Evvel: Ezelî, varlığının başlangıcı olmayan. Fettâh: Her türlü sıkıntıları gideren. Gaffâr: Günahları mağfiret eden. Gafûr: Affı, magfireti bol. Ganî: İhtiyaçsız. Her şey O’na muhtaçtır. Habîr: Her şeyden haberdâr. Hâdî: Hidayet veren. Hâfıd: Kâfir ve fâcirleri alçaltan. Hafîz: Her şeyi koruyan. Hak: Varlığı değişmeyen. Var olan, hakkı ortaya çıkaran. Hakem: Mutlak hâkim olan, hakkı bâtıldan ayıran. Hakîm: Her şeyi hikmetle yaratan, her şeyin hakikat ve hikmetini bilen. Hâlık: Yaratan, yoktan var eden. Halîm: Cezada acele etmez, hilm sâhibi. Hamîd: Hamd ve senaya lâyık. Hasîb: Kulların hesabını en iyi gören. Hay: Ezelî ve ebedî bir hayat ile diri olan. Kâbıd: Rızıkları daraltan, ruhları alan. Kâdir: Kudret sahibi, dilediğini yapan. Kahhâr: Her istediğini yapacak güçte olan. Kavî: Kudreti en üstün olan ve hiç azalmaz. Kayyûm: Zâtı ile kaim olan, mahlûkları varlıkta durduran. Kebîr: Büyüklükte benzeri olmayan. Kerîm: Keremi bol, karşılıksız veren. Kuddûs: Her noksanlıktan uzak olan. Latîf: Lütfeden, her şeye vâkıf. Mâcid: Keremi, ihsanı bol olan. Mâlik-ül Mülk: Mülkünde hâkim olan. Mânî: Dilemediklerine mâni olan. Mecîd: Zatı şerefli, nimeti, ihsanı sonsuz olan. Melik: Yaratıcı, kâinatın sahibi olan. Metîn: Kuvvet ve kudret menbaı olan. Muahhır: Dilediklerini tehir eden. Mu’ız: Dilediğini aziz eden. Mu’îd: Yarattıklarını yok edip, sonra tekrar dirilten. Muhsî: Varlıkların sayısını bilen. Muhyî: Mahlûklara can veren. Mukaddim: Şerefte birini öne alan. Mukît: Her çeşit rızkı yaratan. Muksıt: Mazlumların hakkını alan. Muktedir: Dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi yaratan. Musavvir: Varlıklara birbirinden farklı şekil veren. Mübdi’: Maddesiz, örneksiz yaratan. Mücîb: Duâları kabul eden, elleri boş çevirmeyen. Mugnî: İhtiyaç gören, fazlıyla doyuran. Müheymin: Her şeyi görüp gözeten. Mü’min: İman nurunu veren. Mümît: Her canlıya ölümü tattıran. Müntekım: Âsilere ceza veren. Müteâlî: Son derece yüce olan. Mütekebbir: Büyüklükte eşi olmayan. Müzil: Dilediğini zillete düşüren. Nâfi’: Menfaat veren şeyleri yaratan. Nûr: Zatı açık ve âlemleri nurlardıran. Râfi’: Şeref verip yükselten. Rahîm: Ahirette, müminlere acıyan. Rahmân: Dünyada bütün mahlûkata acıyan, ihsan eden. Rakîb: Her varlığı her an gözeten. Raûf: Çok merhamet eden, şefkatli. Razzâk: Her varlığın rızkını veren. Reşîd: İrşâda muhtâç olmayan. Sabûr: Ceza vermede acele etmeyen. Samed: İhtiyâcı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci. Selâm: Her türlü tehlikelerden selâmete çıkaran. Semî’: Mükemmel işiten. Şehîd: Her zaman her yerde her ân hazır ve nâzır olan. Şekûr: Az amele, çok sevap veren. Tevvâb: Tevbeleri kabul eden. Vâcid: Hiçbir şey kendine gizli olmayan. Vâhid: Zat, sıfat ve fiillerinde benzeri olmayan, tek olan. Vâlî: Bütün kâinatı idare eden. Vâris: Her şeyin asıl sahibi olan. Vâsi’: Rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden. Vedûd: İyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. Vehhâb: Karşılıksız nimetler veren. Vekîl: Kulların işlerini bitiren. Velî: Müminleri seven, yardım eden. Zâhir: Yarattıkları ile varlığı açık olan. Zül-celâli vel ikrâm: Celâl, azamet, şeref, kemâl ve ikram sahibi. Samet, Hâlık, Hay gibi isimleri ancak Abdüssamet, Abdülhâlık, Abdülhay şeklinde insanlara koymak caiz olur.
|